Ben Kendi Mavimdeyim

19/2/2008 · Kategori: Mavim-e


 

 

yelin suyla öpüştüğü
zamanlara saklıyorum
kendimi

bir damladan
denizlere varana
sular hep değişirken
bengiledim yelimi

şimdi okyanustayım
unutsun göller beni

her yakamoz
bir gülücük
bebek yanaklarından

ben uçuk mavimdeyim

Bilal Kayabay  

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

MAVİ GÖZLÜM

7/2/2008 · Kategori: Mavim-e

MAVİ GÖZLÜM sen gideli kaç saat oldu?kac gün gecti,kaçhafta...?Sayamadım...Bana yüzyıllar gecmiş gibi geliyor son anda sen giderken gözlerinin bugusunu bıraktın...Şimdi sis içinde bütün dünya.Çicekler göz yaşlarımı icti sen onları kırağı sanırsın,ciy sanırsın...
Oysa hepsi benim göz yaşlarımla ıslak...

MAVİ GÖZLÜM özlüyorum,sen...Bir balta indirildi içimden bir agac köküyle devrildi.Gözlerimden akan yaştan belli degilmi,içim kanıyor.Özlem bir bulut gibi sarıyor beni,kuşatıyor.Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde.Haftanın her gününe ,gecen her saate senin adını verdim.Senin adınla başlıyor mevsimler,yıllar sen varsan içinde,gecerli...

Özlem bir yagmur gibi yagıyor üstüme.Damlalar yüregime vuruyor.Gecenin karanlıgında bir başımayım.Uykularım bölük pörcük.Bütün rüyalarımda sen...Gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor.Sonra bir rüzgar alıp seni benden uzaklara götürüyor...

Geceler boyu sabahlayıp ugruna ,boşluga düştügüm MAVİ GÖZLÜM...Yüregimden mühürlendim sana...Şiirler havalanıyor kuşlar gibi,şarkılar aglıyor yokluguna...MAVİ GÖZLÜM hayatı sende buldum ben ,tükenirsem sen tükedirsin beni...

Yoksun ,gittin,tek başına koydun...Bu nasıl bir özlemdir ,kendi gövdem ateşten bir gömlek...Yanıyorum...Yetti artık,yetiş n'olur dayanamıyorummmmmmmmmmmm!!!!!!!

alıntı

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Çok İstiyorum

2/2/2008 · Kategori: Mavim-e

 

Aşkımı yıldızlara her bir burca
Salmak istiyorum, çok istiyorum
Sonra tüm insanlara parça parça
Bölmek istiyorum, çok istiyorum.

Kavuşmanın yurdunda yok bir il’im,
Eksilmiyor umudum milim milim
Kalbimi aşk uğruna dilim dilim;
Dilmek istiyorum, çok istiyorum.

Her an aşkı yaşadım, her yaşımda,
Aşk var oldu, ekmeğimde aşımda,
Saç yerine aşk çilesi başımda,
Yolmak istiyorum, çok istiyorum.

Aşksızların tutmayıp da yasını,
Doldurup aşk pınarından tasını
Tüm aşkımla gönüllerin pasını,
Silmek istiyorum, çok istiyorum.

Var diyorlar aşka, bilimde fende,
Vücut bulasıymış, zerrede gende,
Şu dünyada aşkla bir defa ben de,
Gülmek istiyorum, çok istiyorum.

Kimi aşk ummanında gemisini,
Yüzdürür, aşkla doldurur cebini,
Ben de aşk fakiriyim, sebebini;
Bilmek istiyorum, çok istiyorum.

 

Ahmet Özdemir

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Muharrem Ayı ve Aşure Günü

20/1/2008 · Kategori: Dini

"Şehrullahi'l-Muharrem" olarak meşhur olan, yani "Allah'ın ayı Muharrem" olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.

Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan "On geceye yemin olsun" ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem'in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)

Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.

Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
Hz. Âişe'nın belirttiğine göre, Kabe'nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine'ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
"Bu ne orucudur?" diye sordu.
Yahudiler, "Bugün Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı Firavun'u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur" dediler.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, "Biz, Musa'nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz" buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(3)
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
"Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine'ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı." 'Buhari, Savm: 69.
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. "İsteyen tutar, isteyen terk edebilir" buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:

"Ramazan'dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?"
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah'ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir" buyurdu.(5)
Yine Tirmizi’de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum."(6)
"Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, "Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir" demektedir.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem'in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü'minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: "Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder."(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.
Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem'ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin'i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.

Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah'ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü'min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir "yas merasimi" haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Mavi

18/1/2008 · Kategori: Mavim-e

 

 

Gökyüzü ve deniz
Bana seni hatırlatıyor
Neden mi
Çünkü onlar da mavi
Gözlerin gibi
Hem de en temizken
Sana sevgim sonsuz mavi
Artık gözlerinsiz olmaz mavi
Seni özlediğimde
Gökyüzüne ve denize bakacağım
Ya sahilde
Ya da yanında olmalıyım
Gözlerine anlam katan mavi değil
Maviye anlam katan gözlerindir
Ve o gözlerin sende oluşu
Aşkının da bende oluşudur.

 

alıntı

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::